MİSAFİRLER

NAVİGASYON

Ana Sayfaya Dön
Favorilerine Ekle
Ana Sayfan Yap
Arşivler
Rss

EN YENİLER

Hazret-i Âdem ile Havvâ Vâlidemizin Affedilmesi
Firavun ve Sihirbazlar
Şeytanın Balı
Mağara Ashâbı
Bizans´ın İbretlik Sonu
Hz. Musa´nın Şeytanla Olan Hikâyesi
Osmanlı'nın Elbisesi Yetiyordu
Borç Alanın Kıssası
"Şimdi Kadınlar Gibi Ağlamak Yaraşır!"
Kifl Kıssası
Şimdi Top Devridir
Hazreti Süleyman ve Sivrisinek
Kırkpınar Efsanesi
Hani Ziyafet?
O Senin Ailenden Değil
Tuhaf Ama İbretlik Bir Vasiyyet
Gururdan Korkmak
Ya Gâzi Ol Ya Şehit
Osman Gazi'nin Vasiyetnamesi
Başını Vermeyen Şehit
"O İse Benim Sevdiklerimden..."
Yûnus Emre’nin Kabri
Şarap Şerbet Olursa
O Yüceler Yücesi Allah Kulunu Affetmez mi?
Kurtların Vazifesi

LİNKLER

Ehli Sünnetin Önemi
Tasavvuf Alemi
Son Uyarı
Islamic Slide
İlim Hazinesi
Darul Kitap
Yaklaşan Saat
Belgeseller
Çam Kozalağı
İmandan İhsana
Dinimiz İslam
Rahman
Firaset
Ahmet Mahmut Ünlü
İskender Paşa
İtibar Haber
Hakikat Kitabevi
Umut Fm
Gavs'ül Azam
Konyevi
Altınoluk
Dünya Bülteni
Nihat Hatipoğlu
Dualar ve Zikirler
Islam TV
Menzil
Beyan
Tomor Hoca
Ankebut
Gıda Raporu
Şebnem
Lalegül Fm
Minare İslam Blogu
Kalplerin Keşfi
Anadolu Gençlik
Milli Gazete
Tevhid Haber
Barbaros

ARKADAŞLAR

islamiresimgalerisi
mansur
tekke
zerirem
peygamberyarenleri
ibretlik
islamimedya
kalubela
boykotcu
İsmail Hakkı GÜRGENBURAN
***akif*** *******
cansofi
yaallahu
nurbozkurt
zorgunler
islamtv
cunonline
diayka
bagimsizlik
aciksecik
sohbetsevenler
gavsulazam
Hasan Güler
cubbelihoca
koookle
eyrasul

Kurtların Vazifesi


Bir gün Yûsuf-i Bahirânî isminde bir zât kendi kendine;

"Bâyezîd-i Bistâmî'nin yanına gideyim. Eğer, açıktan bir kerâmet gösterirse velî olduğunu kabûl edeyim. Böylece onu imtihân etmiş olayım." diye düşündü. Bu düşünce ile, Bâyezîd-i Bistâmî'nin bulunduğu yere geldi.

Bâyezîd-i Bistâmî onu görünce buyurdu ki;

"Biz kerâmetlerimizi, talebelerimizden Ebû Saîd Râî'ye havâle ettik. Sen ona git."

Bu kimse gidip, Ebû Saîd Râî'yi sahrada buldu. Kendisi namaz kılıyor, koyunlarına da, kurtlar bekçilik ediyordu. Namaz bitince, gelen kimse kendisinden tâze üzüm istedi. Oralarda üzüm bulunmazdı ve zamânı da değildi. Ebû Saîd Râî, asâsını ikiye bölüp, bir parçasını gelen kimsenin tarafına, diğer kısmını da kendi tarafına dikti. Allahü teâlânın izni ile, hemen o parçalar asma oldu ve tâze üzüm verdi. Fakat, Ebû Saîd tarafında bulunan üzümler beyaz, gelen kimsenin tarafında bulunan üzümler siyah idi. O kimse, üzümlerin renklerinin farklı olmasının sebebini sordu.

Ebû Saîd Râî;

"Ben, Allahü teâlâdan, yakîn yolu ile istedim. Sen ise imtihan yolu ile istedin. Dolayısıyle, renkleri de niyetlerimize uygun olarak meydana geldi." buyurdu ve o kimseye bir kilim hediye edip, kaybetmemesini tenbih etti.

O kimse kilimi alıp, hacca gitti. Fakat, kilimi, Arafat'da kaybetti. Çok aradı ise de bulamadı. Hac dönüşünde, Bistâm'a, Bâyezîd hazretlerinin yanına uğradı. Baktı ki kaybettiği kilim, Bâyezîd-i Bistâmî'nin önünde duruyor. Bu hâdiselere şâhid olduktan sonra, böyle yüce bir zâttan, kerâmet istediğine çok pişmân oldu. Tövbe ve istigfâr edip, Bâyezîd-i Bistâmî'nin talebeleri arasına katıldı.

Kaynak: Evliyalar Ansiklopedisi, İhlas Yayınları

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum Yaz !

<<< Önceki Sayfa ::::::::::::::::::::::::::::::::::::: Sonraki Sayfa >>>

İslami Resim Galerisi









































Sitene Ekle !